Alfa Olmayı Çok Yanlış Anladınız

Kuşçubaşı

Blog Yazarı
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
9 Nisan 2018
Mesajlar
619
Şehir
Antalya
Alfa olmayı çok yanlış anladınız, ama bu yanlış anlaşılma yalnızca size mahsus değil: tüm dünyaya ait bir sorun.

Bu forumun amacını fırsat buldukça hatırlatırım, tekrar hatırlatmakta da fayda görüyorum: bu forum kızları yatağa atmanız için kurulmuş bir forum değildir.

Ne o ? Moraliniz mi bozuldu yoksa ? Ama gerçekler acıtır. Zihninizdeki alfa tanımı nasıldır bilmiyorum ama benim ve akabinde evrimsel psikolojinin gördüğü alfa erkek daha farklıdır. İtirafta bulunmak insanın ruhunu özgürleştirir derler, ben de bir itirafta bulunmak istiyorum. Ne mi ? Bizler alfanın tanımını hayvanlara bakarak yapmaya çalıştık. Evet, en büyük hatamız buydu ve bu hata hala daha devam ediyor. Evet, eğer yazı Sümerlerden çok daha önceleri, birkaç onbin yıl önce bulunmuş olsaydı ve ben bu makaleyi Paleolitik dönemde yazıyor olsaydım daha farklı konuşabilirdim lakin gelin görün ki 21.yüzyılın ilk çeyreğinin bitmesine son 5 yıl kalmış bir modern dönem insanı olarak karalıyorum bu sözleri. Bu yüzden, günümüz insan yapısına göre konuşmak zorundayım.

Demek istediğim şu; artık erkeklik konusundaki eski tabuları yıkmak zorundayız. Mesela, en basitinden hani hep deriz ya "bu kızlar eskisi gibi değil yahu, şimdi 15-16 yaşındaki kızlar 20 yaşında gibi gösteriyor."

Peki neden böyle ? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günümüzde oldukça yaygın olan pornografi(buna sadece p*rno olarak bakmayın, bilmem hangi ünlünün bilmem hangi kıyafetle giyinip bilmem hangi ünlüyle kırıştırdığı gibi örnekler de buna dahildir) ergenlikteki kızların Limbik beyin sistemini tetikliyor ve ergenliklerinin daha hızlı ilerlemesine sebep oluyor. Peki bu güzel bir durum mu ? Elbette değil. Binlerce yıllık bir bir evrimin sonunda bugünlere gelmiş bir beyni afallatmak oluyor.

Yani anlatmaya çalıştığım, artık günümüz şartlarının beyin kimyası üzerinde çok farklı etkilere yol açtığı ve bizim de buna göre davranmamız gerektiğidir. Elbette benim bahsetmeye çalıştığım, yukarıdaki örnek gibi zarar verici yönden değil de, faydamıza olacak şekilde kullanmaktır bu değişimi. Öncelikle güzel kardeşim, Alfa erkek tek derdi kadınları yatağa atmaya çalışan bir insan değildir. Şahsi kanaatim, bir Alfa erkeğin öncelikleri sıralamasında kadınlar en sonda yer alırlar. Evet, bu kadar radikal konuşuyorum. Birkaç bin yıl önce yaşam şartları zordu, her an ölebilirdik, bu yüzden elbette en mantıklı olanı sağlıklı bir dişi bulup onunla üremekti. Bu yüzden de tek derdimizin kadınlar olmasının mantıklı bir açıklaması olabilirdi fakat artık durum böyle değil. Önceliklerimiz farklı olmalı. Aslında bu konuda forumda baya yazı karaladım kendimce, fakat ciddi bir konu olması benim bu konuya tekrar tekrar eğilmeme neden oluyor.

İradeli olmayı öğrenmek zorundayız. Evet, en büyük amacımız bu olmalı. Her türlü konuda her türlü iradeyi göstermek mecburiyetindeyiz. Boşverin şu "İrademiz Sınırldır" diyen yeni yetme araştırmacıların dediklerini. Öyle adamlar var ki günde 15-20 saat çalışıyor yeri geldiğinde. Bu adamın iradesinin sınırı yok da senin mi var ? İnsan niyet edince neleri neleri başarır. Geçin bu "irade gücüm bitti" laflarını. İradeli olmak hem beyin sağlığımız, hem de yaşam mutluluğumuz için geçerlidir. Stoacılar bunun öneminin farkına varmış olmalılar ki ne zaman içki içip, alem yapacaklarını, ne zaman s*ks yapacaklarını bile kendileri yönetiyorlar. Limbik yani ilkel beyinlerinin keyfiyetine bırakmıyorlar hiçbir şeyi. Çünkü mutluluk denen mevhum kişiye böyle gelir. Eğer ilkel beyninizin her dediğini yaparsanız evrimde geriye doğru hareket edersiniz. Mesela, benim amaçladığım zor ama önemli bir görev olsa ve bu görevi yapmaktan ne kadar nefret ediyor olursam olayım yine de vazgeçmem. Yanıma dünyanın en güzel kadını çıplak bir şekilde gelse onu da kovarım!

Bu konuda iddialıyım. Çünkü ben ilkel beynine yenik düşen bir insan değilim.

İlkel beynim adı üstünde "ilkel" ama ben modern bir erkeğim. Benim önceliklerim bir iki hatunla günümü gün etmekten daha önemli. Şöyle düşünün; dağdan inme bir mağara adamı gelip de size "şunu şöyle yap, bunu böyle yap" diye öğüt vermeye kalkışsa ne yapardınız ? Muhtemelen s*ktiri çeker kovardınız. E madem öyle, yalnızca temel içgüdülerinin derdinde düşmüş ve zorluktan kaçan ilkel beyninizi neden dinliyorsunuz ? Neden amaçların için mücadele etmek, iradeli olmak varken de Netflix'e giriyorsun güzel kardeşim ? Neden başarırsan çok güzel noktalara ulaşacağını bildiğin bir görevin varken Ayşe'yle Fatma'yla chatleşip de onu yatağa atmak derdindesin ?

Kusura bakma ama, senin bu yaptığını insan olan yapmaz. Evet, belki sert konuştuğumu düşünüyorsun ama durum böyle. E madem iradeni ortaya koyamıyor, disiplinli olamıyorsun o halde sıradan bir hayvandan farkın ne ? Şöyle güzel bir pastayı bir hayvanın önüne koysam o da yer, sen de yiyorsun. İkiniz de iradenize hakim olamıyorsunuz. E hani farkın ? Göstersene bana.

Gösteremeyeceğini biliyorum.

Bu yüzden, değiştirin zihninizdeki alfa tanımını. İlkel Alfa ve Modern Alfa arasında dağlar kadar fark var artık. İradeli olmak en büyük amacınız olsun. Her türlü konuda iradenize hakim olun. Emin olun beyniniz de böyle gelişiyor. Bu konuda değerli bilim insanımız Sinan Canan'ın videolarını izlemeniz ve kitaplarını okumanızı öneririm. O da, detaylı olarak iradeye hakim olmanın beyin üzerindeki başlı başına faydalı gücünden bahsediyor. O halde, birinci önceliğin güçlü bir irade geliştirmek olmalı.

Şöyle bir örnek vereyim: sosyal bir grubun içerisindesin. Grubun Alfası sen değilsin, hatta belki de grubun en önemsenmeyen adamısın. Ama bir karar veriyorsun ve iradeni geliştirmeye başlıyorsun: spora yazılıyorsun, kitap okumaya başlıyorsun, öğrenciysen derslerine odaklanıyorsun, sosyal aktivitelerde aktif bir şekilde rol almaya başlıyorsun...

Sence neler değişir ? Bence birçok şey değişeceği kesin. Ama bunlardan da önemlisi, artık eskiden Alfası bile olmadığın grubun bırak Alfası olmayı, o grubu önemsemeye bile değer görmeyeceğin kesin. Çünkü sen geliştikçe etrafındakiler sana yetersiz gelir ve seninle aynı seviyede olan insanları bulmaya başlarsın. Sıradan bir ortamdaki sıradan bir kızla takılmaktansa, kaliteli bir ortamda kaliteli bir kızla takılmak daha mantıklıdır. Bu yola da seni ancak ve ancak iraden taşır. Ötesini söyleyen de boş konuşur.

Bu kadar net.

Unutma, en büyük zafer, zihninin ve fiziksel duyularının üzerinde kazandığın zaferdir
. O yüzden, rüyalarının gerçek olmasını istiyorsan şimdiden uyanmalısın. Aristotales boşuna dememiş "Bizler tekrar tekrar yaptığımız şeyiz. Öyleyse, mükemmellik bir eylem değil, alışkanlıktır." diye.

Hayattaki temel amacın iradeni en üst noktaya taşımak olsun. Belki sana komik gelecek ama askeri okullardaki ilk ve en önemli dersin ismi "Yatak Toplama" dersidir. Askeri okullar buna çok önem verirler. Yatağını öyle bir toplayacaksın ki en ufak bir kırışıklık bile olmayacak. Olursa yatağını bozar tekrar yaptırırlar. Bunu yapmalarının nedeni okul komutanlarının çok pinpirikli ve düzen hastaları olmalarından mı kaynaklanıyor ? Elbette hayır. Eğer sabah uyanır uyanmaz iradeni kullanmayı bilirsen, bunu hayatındaki tüm diğer alanlarda da uygulayabilirsin. Bu yüzden bu konuya önem verirler.

Yani, diyeceğim o ki; biz Alfalık mevzusunu çok yanlış anlamışız beyler. Umarım bundan sonra farklı bir bakış açımız olur zira olaylara farklı bir açıdan yaklaşırsak tamamıyla farklı şeyler görürüz.

Konuyu meşhur milyarder Michael Bloomberg'in New York Dergisi'ne verdiği röportajındaki şu sözleriyle tamamlayalım:


"Çok çalışmanın ne demek olduğunu iyi bilirim. Stratejimin ne olduğunu ve olmaya devam edeceğini hala kendime hatırlatırım: Ben en zeki adam değilim ama çalışarak seni geçebilirim. Kontrol edebileceğim tek şey bu."


İYİ FORUMLAR!
 
Son düzenleme:

Mr.Robot

Üye
Katılım
21 Nisan 2018
Mesajlar
407
Yaş
20
Şehir
Ankara
Gün içerisinde çalışmak ile canının istediğini yapmak arasındaki denge nasıl olmalı sence ? Bana göre ya eşit sürede olmalı ya da çalışma 1 saat daha fazla olmalı. Öbür türlü sürekli çalışmak iğrendiriyor ve böyle çalışarak ömrümü tüketiyorum hiç ara verip eğlenmeyecek miyim diye bir soru oluşuyor kafamda. Günde 15-20 saat çalışan adam örneğini verince aklıma bu soru geldi .
 

Şahruh

Üye
Katılım
16 Temmuz 2019
Mesajlar
55
Şehir
İçel
Gün içerisinde çalışmak ile canının istediğini yapmak arasındaki denge nasıl olmalı sence ? Bana göre ya eşit sürede olmalı ya da çalışma 1 saat daha fazla olmalı. Öbür türlü sürekli çalışmak iğrendiriyor ve böyle çalışarak ömrümü tüketiyorum hiç ara verip eğlenmeyecek miyim diye bir soru oluşuyor kafamda. Günde 15-20 saat çalışan adam örneğini verince aklıma bu soru geldi .
Hiç ara vermezsen, zaten çalışmalarının meyvesini toplayamazsın. Misal Newton, ingiliz olduğu için yoğun çalışmalarının arasında o 5 çayını içmeye çıkmasayadı biz uzaya zor çıkardık.
Yaratıcı fikirler dinlenirken akla gelir. Ama beyne gereken malzemeyi vermek lazım çalışarak.
Daha sonra o kendisi parçaları birleştiriyor.
Ayrıca çok çalıştıktan sonra dinlenmenin verdiği haz paha biçilemez. Beynimiz çok daha fazla dopamin salgılıyor bu şekilde.
 
Üst